ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Farklı Yönetim Modelleri ve Şirketleşme

07 Mayıs 2015 15:17  
Serinin ikinci yazısında futbol kulüplerinin farklı şirketleşme modellerini ve ülkelerdeki genel yapıyı inceliyoruz.

Şirketleşme ve yönetim modelleri üzerine kitapların yazıldığı, çok ayrıntılı konulardır. Bizim amacımız taraftarlarımıza olabildiğince kısa sürede olabildiğince geniş bakış açısını kazandırmak ve Altay için en doğru yolu beraber bulup ortaya koymaktır. Serinin ilk haberinde YSKA olarak şirketleşmeye bakış açımızı ve nedenlerini ortaya koymuştuk. Bugünkü yazımızda Dünya'da farklı yönetim modellerine değinip ülkeler arası farklılıkları ortaya koyacağız. Bir sonraki yazımızda ise Türkiye'deki şirketleşme modellerinden bahsedecek ve Türkiye'deki şirketleşmiş kulüplerin listesini sunacağız.

Dünya'daki futbol kulüplerinde dernekleşme ve şirketleşme şeklinde iki ayrı yapı olsa da bu yapıların kendi arasında da büyük farklılıklar bulunmakta, ara formlar da giderek artmaktadır. Futbol kulüplerindeki belli başlı yönetim modelleri aşağıdaki gibidir.

Üye Kayıt Sistemi/Dernek:

Bu model klasik spor kulübü modelidir. Üyelerden oluşan genel kurul ve aday olan yönetimler vardır. Ülkemizde halen kulüplerin çoğunluğu dernek yapısını sürdürmektedir.

Alman Modeli - Denetim ve Yönetim Komiteleri Olan Profesyonel Yönetimli Klasik Model:

Klasik modelin ekonomik konuları da ele alan versiyonudur. Ana artısı genel kurulun seçtiği genelde profesyonellerden oluşan denetim ve icra kurullarıdır. Bunu tüzüğüne yazarak uygulayan ilk kulüp
Schalke 04'tür. Kulüp kendini işleyiş olarak tipik bir Alman limited şirketine çevirmiştir. Yapı genel kurul, seçim kurulu ve seçim kurulunun aday göstermesi sonrası genel kurulun seçtiği denetim ve denetim kurulunun atandığı yönetim kurulundan/icra kurulu (11 kişi, 5 tanesi icra kurulu; diğerleri ise dış yönetim kurulu üyeleri) oluşuyor. Denetim kurulu tamamen profesyonel ve kulübü yönetme yetkileri var. Sistemde Schalke taraftar derneğinin aday gösterdiği üyelerden bir tanesi ve kulübün içinden seçilen bir de amatör şube sorumlusu icra denetim kurulunda bulunuyor.

Ana Şirketleşme Modelleri:

1) Şahıs/Aile Şirketi:

Kulübün tek sahibi bir şahıs ya da ailedir. Tek artısı kulübü kendi işi olarak gören bir hissedarın olmasıdır. Kulübün sahibi kulüp hakkındaki herşeyde söz sahibidir. Ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Şahıs şirketine neden karşı olduğumuzu bilmek isteyenler bir önceki yazımızı okuyabilirler.

2) Ara Model:

Klasik modelin devamı gibidir. Kulübün sadece bir kısma halka açılmıştır. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş bu model içinde yer almaktadır. Ayrıca Borussia Dortmund ve Bayer Leverkusen'de de benzer modeller uygulanmaktadır.

3) Borsa AŞ:

Kulüp normal bir şirket gibi borsaya açılır ya da AŞ olur. Finansal olarak çok iniş çıkışlar yaşanabilir.

Örnekler:

Beşiktaş, Juventus, Ajax, Arsenal, Tottenham, Lazio, Celtic, Newcastle United

4) Geniş Tabanlı Taraftar AŞ

Klasik modele yakın bir yapıda olmakla beraber genel kurul katılımcı sayısı çok olduğundan rasyonel kararlar alınabilir ve kulüp şirket gibi yönetilebilir. İspanya'da yaygınlıkta olan modeldir.

5) Supporters Direct:

Kulüpleri kar odaklı sosyal kulüp haline getirmeye çalışan taraftar gruplarının kulübe ortak oldukları ve İngilizlerin 2000 yılında başlattıklari hükümet destekli modeldir.

Futbolun en güçlü olduğu bölge olan Avrupa'ya baktığımızda İngiltere, Fransa ve İtalya haricinde bir çok ülkede dernek yapısı hakim. İspanya ve İsveç’te spor kulüplerinin hemen hemen hepsi faaliyetlerini dernek statüsünde devam ettiriyor. Hollanda’da ise spor kulüpleri, üyelerin mülkiyeti altında bulunuyor. Spor kulüpleri bağışlar ve yardımlarla faaliyet gösteriyor.

Almanya'da tek bir halka açık kulüp, pek çok da dernek ve limited şirket bulunmakta. Ülkede her iki ana yapıda da genel kurul, denetim komitesini seçmektedir. Bu esasen ülkemizdeki divan kurullarına benzeyen bir yapıdır ve o komite de, icra Kurulu’nu atamaktadır. Ayrıca Almanya'da finansallarında negatif sonuçlar olan kulüpler ekstra yükümlülükler altına girmekte; örneğin nakdi teminat vermektedirler. Bunun yanı sıra yönetim kadrosunun eğitim, tecrübe gibi kriterleri denetlenmekte ve onaylanmaktadır. Bütün sorumluluk, oy hakları ve kulübün değişik bölümlerinin idari yapısı ile ilgili net kriterler mevcuttur. Derneklerde genel kurul üyeleri en üst otorite olarak konumlanmaktadır. Ancak bunun yanında federasyon her kulübün bir adet taraftar temsilcisi atamasını ve bunu federasyona bildirmesini zorunlu kılmaktadır. Bu kişi denetim/divan kurulu yapısında görev almaktadır. Sonuçta Almanya’daki yapı diğerlerinden farklı kurgulanmış olsa da, yönetim ve denetim fonksiyonlarını birbirinden ayıran, bütün paydaşların haklarını savunmaya yönelik kurgulanmış, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini uygulayan bir yapı olarak göze çarpmaktadır.

Fransa'da kulüplerin yaklaşık 3’te ikisi şahıs kontrolündedir ve hisse devri çok sık rastlanmayan bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Fransa’da sadece Olympique Lyonnais’in hisseleri halka arz edilmiştir.

İtalya'da futbol kulüplerinin çoğu anonim ya da limited şirketlerden oluşmaktadır. Lazio, Roma, Juventus halka açıktır. AC Milan gibi pek çok aile şirketi bulunmaktadır. Yoğun şirketleşmeye rağmen hem lisanslama hem de yönetim uygulamalarında Avrupa'dan geride kalmış olması tek başına şirketleşmenin birşey getirmediğinin kanıtı gibidir. Belçika'da kulüpler limited şirket ve kar amacı gütmeyen dernekler olarak ikiye ayrılmışlardır. Buna rağmen bazı konularda federasyon bütün kulüpleri aynı şekilde davranmaya zorlamaktadır. Kulübün yapısı fark etmeksizin alacaklılarına ödemelerini kanıtlayacağı bir tüzel kişiliğe sahip olmak ve borçluluk durumunu belgelemek zorundadır. Futbol ile ilgili oyunculara, diğer kulüplere, sosyal sigortalara veya vergi dairelerine borcunu dönem içinde kapatamayan kulüp lisans alamamaktadır.

Yukarıdaki bilgilere ek olarak şirketleşme modellerinin birbirleri arasındaki ana farkı hisse paylarının dağılımında yatmaktadır. Hisse payları tek bir elde toplandıkça kulüpler şahsın ya da şirketin boyunduruğu altına girmektedir. Şirketleşmiş bir kulüpte derneğin şirketteki hisse payı ne kadar fazlaysa kulübün de o kadar demokratik olduğu söylenebilir. Büyük camialara ait kulüpler tek bir şahsın boyunduruğu altına girmek istemez. Galatasaray, Fenerbahçe gibi kulüplerde de yönetimlerin hisse payı %1'den bile daha azdır.

Unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri şirketleşmenin tek başına sorunları çözecek bir güce sahip olmaması, asıl olanın sağlam gelir kaynakları vasıtasıyla sportif yatırımlara ağırlık verilmesi ve aşırı borçlanmadan kaçınılması olduğudur. Eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk gibi kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanması en az doğru modeli seçmek kadar önemli.

Kaynaklar:

Hisseleri Halka Arz Edilen Türk Futbol Kulüplerinin Mali Tablolarının Türkiye Muhasebe Standartları Çerçevesinde İncelenmesi - Banu Sultanoğlu

Türkiye'de Spor Kulüplerinini Kurumsallaşması İçin Şirketleşme Modeli ve Bunun Spor Kzalarının Önlenmesine Etkileri - Meltem Göymen

Sol Gazetesi

Kurumsal Yönetim İlkeleri Işığında Türk Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi - Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği

Kafatopu - Tolga Şenel
 



3 yorum 1132 tekil okunma
    Bu habere toplam 3 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.