ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Alsancak Stadı Unutulmuyor

18 Temmuz 2012 12:22  
Gündemden düşerek akıllardan silinen Alsancak'ı, bugün Tanıl Bora köşe yazısında hatırladı.

Yazının tamamı:

1 Eylül 2010’daki bu sütunda Alsancak Stadı’na değinmişim, şöyle: “Hayırsever bir futbol gezgini, Türkiye’nin en güzel küçük statları’ kitabı hazırlayacak olsa, akla ilk burası gelir. Şehrin göbeğinde. Tribünler sahaya İngiliz; açık tribündekiler, bir yandan çiğdem çitlerken, diyeceklerini derler hakeme, oyunculara. Kapalı tribünün üstündeki balkon, dev bir kaçak kat estetiğidir; ama onun da kendi folkloru var (misafir tribünü orası). Bir kale arkası duvar, önünde sıra sıra ağaçlar, sanki küçük bir gezi parkuru. Öteki kale arkasında, kunt gençlik spor il müdürlüğü binası. Apartman arasında, avluda, bahçede top oynanıyor sanki… Ta 1910’da futbol sahasıydı burası, stat inşası 1929’a uzanıyor. Ev Sahibi Altay, zaten adı Altay Alsancak Stadı idi. 15 bin nüfus barındırabilen tarihi stat, tam Buca-Gençler maçının oynandığı gün, bir yıllığına ‘Folkart Arena’ adını aldı, iyi mi?...”

Yine iyiymiş. Şimdi Alsancak’ın yenilenmesi filan da değil, yıkılıp gitmesi gündemde. Burasının, memleketin ayakta kalmış en eski stadı olduğunu biliyor musunuz? 1910’ların başında düzlenip küçük bir ahşap tribün inşa edilerek futbol sahasına dönüştürülmüş. Mahallin o zamanki adıyla Punta (Burun) sahası. Panionios kulübünün yuvasıymış (Panionios sanatını el’an Yunanistan’da sürdürmekte). 1929’da karşılıklı kapalı ve açık tribünler inşa edilerek tekâmül ettirilmiş. Malum, bu stadın hususiyetlerinden biri, kale arkalarında tribün olmaması. Portekiz’de Braga’da var böylesi; orada kale arkaları kayalık. ‘Cukurcumatimes’ adlı blog yazarı, nezaket mizahıyla, “seyirciye saygıdan olsa gerek” diye yorumluyor bunu! Benim memlekette ilk maç seyrettiğim stat da, Alsancak. 1975’in terli bir yaz gecesinde Altay-Fener hazırlık maçıydı, hafızam yanıltmıyorsa.

‘Cukurcumatimes’ blogcusu, İzmir takımlarının birinci ligde oynadığı güzel zamanların anıtı olarak yad ediyor burayı: “Televizyondan izlediğimiz Altay veya Karşıyaka maçlarında, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü binasının balkonunda masa kurup maç izleyen, boş boş dolaşan insanları görünce hep şaşırırdım. Kimine bir tarafı apartman, diğer tarafı bostan dandik bir stat gibi gelebilir, ama Türkiye’nin gerçek futbol başkenti İzmir’in şatafatlı günlerini hatırlatan son kaledir Alsancak…”

Güngörmüş mahallelere, ziynet binalara tasallut eden ‘kentsel dönüşüm’ ekonomi-politiği, statlardan da gözünü alamıyor. 2008’de, Alsancak Stadı’nın Gaziemir’de ‘benzeri’ inşa edilip yerine iş merkezi ve rezidans yapılması projesinden bahis açılmıştı. Bu mayıs sonunda, stadın iki yıl içinde yıkılıp alışveriş merkezi yapılmak üzere TOKİ’ye devredileceği haberi yayımlandı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Kentin bir değeridir” diyerek, bu projeye karşı çıktığını açıkladı. 3 Haziran’da Altay, Göztepe, Karşıyaka ve Bucaspor’un bazı taraftar grupları ‘Alsancak Stadı Yok Edilemez’ sloganıyla basın toplantısı düzenlediler. Ertesi gün, Göztepe’nin efsane takımının sembol isimlerinden Fevzi Zemzem, televizyon yayınında Alsancak Stadın’daki hatıralarını anlattı. Gözgöz’ün 1968/69’da Fuar Şehirleri Kupası’ndaki sarhoş mutluluğunun sahnesiydi ya burası! 10 Haziran’da Altay, Göztepe, Karşıyaka, Buca’ya ilaveten Altınordulu, İzmirsporlu, Damlacıksporlu taraftarlar, Alsancak Hareketi Derneği’nin de katılımıyla bir yürüyüş düzenlediler. Bu kampanyanın derdini davasını http://alsancakstadi.org/ adresinden öğrenebilirsiniz.

Sıkı Altaylı Orhan Berent, blogunda, “Gelmişler gençliğimizin ve ölmüşlerimizin ruhlarının üstüne alış veriş merkezi dikmek istiyorlar” diye söyleniyor. Futbolcular, teknik direktörler gözlerini belertip ‘futbolda dün yoktur’ derler ama futbolseverin bir ayağı hep dündedir. Futbol, biraz da hatıradır, hatıralara sadakattir. Tarihsel mirasına hürmet ve muhabbet duymayan bir futbol ortamı, ‘futbol kültürü’ olmaz, lümpen bir futbol endüstrisi olur.

Attilâ İlhan’ın ‘Bela Çiçeği’nin ilk dizeleridir: “Alsancak Garı’na devrildiler/ gece garın saati belâ çiçeği.” Alsancak Stadı’na devrilmesinler…
 



2 yorum 862 tekil okunma
    Bu habere toplam 2 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.