ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Yönetim Kurulu'ndan Açıklama

06 Mart 2014 13:20  
Altay Spor Kulübü Yönetim Kurulu son günlerde yaşanan gelişmeler üzerine bir açıklama metni yayınladı.

Kulübümüzün Genel Kurul Üyesi Av. Namık Kemal Marmara’nın dernek avukatlık görevinden azledilmesi sonrası; sosyal medyada oluşan yanlı ve gerçek dışı bilgi kirliliği kulübümüzce açıklama yapılması zorunluluğunu doğurmuştur.

Kulüp eski avukatımız Sayın Namık Kemal Marmara yaptığı açıklamada, görülen lüzum üzerine ibaresindeki görülen lüzumların ne olduğunu merak ettiğini beyan etmiş ve bunların belirtilmesi gerektiğini arz etmiştir.

Azilname, noter aracılığıyla vekil tayin edilen kişinin, yine noter aracı kılınarak vekaletnamesinin geçersiz kılınmasını sağlayan belgedir. Bilindiği üzere Avukatlık, karşılıklı güven ve sadakat isteyen bir meslek olup, vekâlet de bu inanç doğrultusunda verilir. Avukatın, müvekkilinin bu inancını kötüye kullanarak hareket ettiği düşünülürse, müvekkilinin avukatına karşı beslediği güvenin sarsılmasına neden olduğunun kabulünde duraksamaya yer yoktur. Bu sebeple kişiler veya kurumlar bu ilkeler doğrultusunda çalışacağı hukuk müşavirini seçer ve bu doğrultuda hareket eder.

Azilname gönderdiğimiz vekaletimiz olan eski
avukatımız Sayın Marmara’nın göstermiş olduğu bir takım tutum ve davranışlar; kendisine yönelik bireysel ve mesleki güven ve sadakat hissiyatımızın kaybolmasına neden olmuştur.

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki; bugüne kadar kulübümüzün çalıştığı birçok avukat pul parası dahil; yaptığı her türlü masrafı almış; kimi zaman da vekalet ücretleri kendilerine ödenmiştir. Bununla ilgili birçok belgeli örnek mevcuttur. 2011 yılında 10.000 TL icra masrafı diyerek Sayın Namık Marmara’ya ödeme yapılması; ancak masrafı yapıldığına dair bir belgeye rastlanamaması; 2006 yılında Altay kulübünün Ticaret mahkemesinde görülen bir menfi tespit davasında Sayın Mehmet Erdoğan’ın bizzat kendi çeki ile Avukat Namık Marmara’ya ödediği bugünkü parayla 9.500 TL avukatlık ücreti; geçmiş dönem futbolcularımızdan Mehmet Budak’ın indirim yapması sebebi ile oluşan 1.700 TL karşı vekalet ücretinin Sayın Namık Marmara’nın avukat olan eşi tarafından haciz yolu ile tahsil edilmesi… vs kulübümüzün cari hesapları ve ödeme fişleriyle de sabittir.

Ayrıca Altay’lı olan bir kişinin girdiği davaları hesap ederek “168.000 TL kulüpten vekalet ücreti almam gerekirdi almadım” diyerek açıklama yapması bizleri son derece hayal kırıklığına uğratmıştır. Altay Kulübü; Altaylıyım diyen hiç kimsenin gelir kapısı olmamalıdır. Bugün bulunduğumuz istenmeyen durumun nedeni Altay’a hizmet ettiğini beyan eden bu insanların kafasında yer alan bu çarpık düşünce sistemidir. Maalesef Altaylı bilinip de kulübe hizmet ettiğini söyleyen birçok şahıs hizmet bedellerini eksiksiz almıştır. Kimisi kulübe sattığı peynirin dahi maliyetini hesaplatıp parasını tahsil etmiş, söz konusu avukat üyemiz de “harç bedeli” adı altında avukatlık hizmet bedeli ücretini almaktan rahatsızlık duymamıştır.

Sayın Marmara’nın sorduğu ‘görülen lüzum üzerine” değerlendirmesini aşağıdaki yaşanılanlarla ilişkilendirebiliriz.

1-) Son Genel Kurulumuzda seçilen denetim kurulu üyelerinden Sayın Tarık Kalay’ın yerine seçilmeyen Yavuz Yurtgüder’in isminin Dernekler Müdürlüğü’ne bildirilmesinin fark edilmiştir. Yönetim kurulu olarak sorumluluğumuzu doğuracak bu vahim olay nedeniyle soruşturma yapılmıştır. Eski avukatımız dahil ilgililerin alınan savunmalarında; kongre sonrası tutanakların Divan Başkanı İlhan Önder tarafından Av. Çağdaş Karabaş ve dönemin kulüp müdürüne verildiği anlaşılmıştır. Ancak tutanaklar ertesi gün kulübe gitmediği için; Genel Müdür Yardımcısı Onur Çerioğlu denetim kuruluna seçildiği bilinen Sayın Marmara’yı aramıştır. Seçilmiş üye Tarık Kalay yerine seçilmemiş üye Yavuz Yurtgüder’in isminin kulübümüze bildirilmesi üzerine; dernekler masasına yanlış kişinin bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durum alınan beyanlar ile de sabittir. Bu şekilde yapılan yanlış yönlendirme ile Yönetim Kurulumuzu sonuçları son derece ağır bir sorumluluğun altına sokmak, bu duruma yönlendirmek, kafamızda soru işaretlerinin oluşması yanında yine tarafımızca etik olarak değerlendirilmediği gibi güven duygumuzun da sarsılmasına neden olmuştur.

2-) Göreve geldiğimiz ilk günlerde gerek tutulan kayıtlar ve hesaplar yönünden bir takım usulsüzlükler belirlenmiş; bu durum o zamanki tüzük gereği Yüksek Divan Kurulu’na bildirilmiştir. Kurulun tavsiyesiyle Denetim Kurulundan belirlenen konularla ilgili rapor istenmiştir. Bu durum aynı zamanda denetim kurulu üyesi olan eski avukatımız Sayın Namık Marmara’ya da bildirilmiştir. Ancak gelen raporda imzası olan bir kişinin denetim kurulu üyesi olmamasına rağmen raporda imzasının bulunduğu, bir kişinin raporu hazır halde getirilerek imzasının alındığı, aynı kişinin sonradan okuduğunda hiçbir belgede inceleme yapmaması ve kendisine belge gösterilmemesi sebebi ile kulübümüze başvurarak imzasını geri çekmesi söz konusu olmuştur. Bunlarla birlikte; ayrıca Sayın Marmara ile birlikte istifa eden bir diğer denetim kurulu üyesi Sayın Alber Dalva’nın bizzat şahitler huzurunda “o rapora imza atmamam gerekirdi hazır raporu imzaladım kendimi suçlu hissediyorum” diye beyanı da söz konusu olmuştur. Yaşanılan bu durum; avukatımızın davranışı; olayları objektif değerlendirememesi ve yanlı davranması sebebi ile tarafımızca etik olarak değerlendirilmediği gibi güven duygumuzun tekrar sarsılmasına neden olmuştur.

3-) Yazılı ve görsel basında defalarca yer aldığı üzere Altay Kulübü’nün bazı genel kurul üyeleri “Sarnıç Projesi” ile ilgili kulübümüzün eski başkanı Melih Tunç Tandoğan’ı şikayet etmiş; İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava, geneli itibarı ile “Melih Tunç Tandoğan yaşanan olayın sanığı değil, mağduru olabilir” gerekçesi ile beraat kararı ile sonuçlanmıştır. Anılan davadaki beyanlara bakıldığında, Tayyar Önder ve Ali İhsan Yakan isimli şikayetçiler, dava konusu olaya birebir şahit olmadıklarını, Avukat Namık Marmara’nın kendilerini çağırıp hazır dilekçeye imza attırması ve kendisinin bu şikayeti yapamayacağını, bizlerin yapmasının daha uygun olacağını beyan etmesi üzerine davaya konu şikayetin yapıldığını belirtmişlerdir. Kulübü ilgilendiren bir konuda eğer ortada suç varsa avukatımız neden bu şekilde deyim yerindeyse gizli kapaklı hareket edip dilekçeler hazırlayıp bilgisi olmayan kişilere imzalatmıştır. Şu an beraat eden Melih Tunç Tandoğan, şayet isterse, kulüp tarafından şikayet edilmesi sebebiyle uğradığı zararları yönünden gerek hukuki gerek cezai yönden talepte bulunabilir. Bu durumun Altay Kulübüne vereceği zararı bu eski Avukatımız tarafından düşünülmüş müdür acaba? Yine aynı davada tanık sıfatı ile beyanda bulunan eski avukatımızın davaya konu ek protokolü hazırladığı, diğer yönetim kurulu üyeleri tanıklar tarafından doğrulanmasına rağmen, ek protokolü “bilmiyorum görmedim” diyerek beyanda bulunması gibi durumlar tarafımızca değerlendirilmiş, bu durum etik görülmediği gibi güven duygumuzun da sarsılmasına neden olmuştur.

4-)Yönetim Kurulu olarak geçmiş dönemlerle ilgili konulan temlikte fahiş fazlalığın var olduğu ve bu şekilde tahsilatın yapıldığının tespit edilmesi üzerine denetim kuruluna başvurulmuş ve bu durum hakkında rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Denetim kurulu da önce 'Geçmiş dönemi inceleyemeyiz' şeklinde karar vermiş; ancak geçmiş dönem olduğu halde Ömer Hızlıok döneminin incelendiği gibi bu durumun da incelenmesinin ısrarla talep edilmesi sonucu “kulübe geldik belgeler Melih Tandoğan’daymış inceleme yapamadık şu kişi de şahittir” diye tutanak tutulmuştur. Ancak bir diğer denetim kurulu üyesi hemen sonra kulübe gelmiş belgelerin kulüpte olduğunun anlaşılmasıyla denetleme yapmış ve rapor tanzim etmek için süre almıştır. Oluşan bu durum aynı zamanda denetleme kurulu üyesi olan bu eski avukatımızın da görevinin gerektirdiği objektifliğe uymadığı, yanlı davrandığı, birilerini koruma içgüdüsünde olduğu kanısını uyandırarak güven duygumuzun da sarsılmasına neden olmuştur.

5-) Kulübümüzün taraf olduğu bir takım davalarda alınan bilirkişi raporları, mahkeme tutanakları, dava dilekçelerinin ilgisiz kişilerin elinde olduğu, basına servis edildiği, hüküm verilmiş bir yargı kararı olmadığı için de bu gibi tutanakların yanlış anlamalara mahal verici olduğu değerlendirilmiş ve bu konuda araştırma yapılmıştır. Mahkeme yazı işleri ile yapılan görüşmede mahkeme tutanaklarının ancak davaya taraf kişiler ve davaya taraf kişilerin vekaleti bulunan avukatlar tarafından alınabileceği söylenmiştir. Mahkeme tutanaklarını elinde bulunduran ve basına servis eden Levent Köstem isimli kişinin ve kulübümüzün avukatının da yine Sayın Marmara olması sebebi ile bu durumun acaba kendisi tarafından mı gerçekleştirildiği şüphesini içimizde doğurmuştur. Sadece bu durum dahi, yine güven duygumuzun da sarsılmasına neden olmuştur.

Bütün bu saydığımız ve burada saymaktan imtina ettiğimiz nedenler çerçevesinde Sayın Namık Marmara, Yönetim Kurulu Başkanımızın da şahitliği ile bir yönetim kurulu üyemiz tarafından aranarak çekilme talep edilmiş, bir hafta beklenilmiş ve sonrasında da azil olayı gerçekleşmiştir. Altay Yönetim Kurulu olarak bizler iyi niyetle kulübümüze hizmet etmeye gayret etmekteyiz. Altay’ı gizli güç odakları değil, sandıktan çıkan yönetimler yönetmelidir.Herkes yaptıklarının hesabını vermelidir. Kulübe zarar verenleri hala camia büyüğü gibi görmenin kimseye bir yararı yoktur. Kulübün ligden düşme bedelini ve geçmiş vergi borçlarını gerçekte nasıl oluştuğunu tartışmaya açıyor ve bu tartışmayı tüm camiayla paylaşmaya hazırlanıyoruz.

Unutulmamalıdır ki, Altay sevgisi kimsenin tekelinde olan bir şey değildir. Hiç kimse, bir başkasını daha az ya da daha çok Altaylı olmakla suçlayamaz, ya da kaç yıllık Altaylı olduğuyla ilgili yargılayamaz. Altay’ı daha ileri taşımak için ihtiyacımız olan tek şey, gerçek kulüp demokrasisidir. UEFA kriterleri doğrultusunda, gücünü Genel Kurullardan alan yönetimler, yine gücünü camia içindeki ÇETELERDEN alan insanlarla mücadeleyi sürdürecektir. Altay Kulübü mevcut Yönetim Kurulu buna kararlıdır. Sadece yasalara ve Genel Kurullara hesap verir ve yaptığı her işten duyduğu sorumluluk bilincini onurlu bir biçimde taşır. Kişilere değil; kendi camiasına hesap veren bir yönetim modelini hayata geçirmek zorundayız.

Tüm spor kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Altay Spor Kulübü
Yönetim Kurulu
 



3 yorum 1365 tekil okunma
    Bu habere toplam 3 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.