ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Şirketleş-me

02 Mayıs 2015 13:15  
Şirketleşmeye, özellikle de şahıs şirketine neden karşıyız?

Kulübümüzün son 15 yılı maalesef 101 yılın en kötü dönemiydi. Yanlış transfer politikaları, "benden sonrası tufan diyenler", yalan vaatler, çakma üyeler, camia içi kavgalar derken eskinin Amatör Ligi'ne kadar geriledik.

Böyle devam etmemiz durumunda 2 seneye kalmadan profesyonel liglere veda edeceğimizi artık sokaktaki çocuk bile görüyor. Kulüpte bir değişim şart. Bütün camia, artık uyanması gerektiğinin farkında. Ama herkesin kafası karışık. Son günlerde şirketleşmeye dair haberler her tarafı sarmış durumda.

Biz YSKA olarak Altay'ın şahıs şirketi olmasına kesinlikle karşıyız. Altay'ın metalaştırılmasına, alınıp satılacak bir hale dönüştürülmesine izin vermeyiz. Güzel günler vaadiyle birilerinin kulübe fazla fazla yazdırdıkları alacaklarını garantileme yoluna gitmemeleri adına, bu kulüpte daha fazla kavgaya yol açmamaları yönünde uyarıyoruz.

Bunun yanında taraftarlarımızı bilgilendirmek ve kulübümüzün geleceğini sağlam temellere oturtmak amacıyla neden şirketleşmeye ve özellikle şahıs şirketine karşı olduğumuzu anlatalım.

Ülkemizde ve Avrupa'da şirket olarak yönetilen yüzlerce kulüp var. Bu örneklerin arasında ismini ve rengini yatırımcı şirketin ya da patronun isteğine göre değiştirenler, hatta bulunduğu şehri değiştirip başka şehre taşınanlar bile var. Örneğin Wimbledon FC, Norveçli sahibinin isteği sonucu Milton Keynes kentine taşınmış ve adını da Milton Keynes Dons olarak değiştirmiştir. Wimbledonlılar'sa AFC Wimbledon adı altında kulüplerini yeniden kurup amatör liglerden mücadelesine sıfırdan başlamıştır. Avusturya’da Red Bull, Austria Salzburg’u satın aldıktan sonra kulübün adını, renklerini değiştirmekle de yetinmemiş, kulübün tüm tarihini de reddederek kendilerinin yeni bir futbol kulübü olduklarını deklare etmişlerdir. Balçova Belediyespor'un 3.Lig'e yükseldikten sonra adını Balçova Yaşamspor olarak degiştirmekle de yetinmediğini, planlar arasında kulübü Kemalpaşa'ya taşıyıp adını değiştirmenin olduğunu da gazetelerden okuyoruz. Dernekleşmenin çok başarılı olduğu Barcelona, Bayern München, Real Madrid gibi örnekler varken çok başarısız olduğu modelleri de var. Şirketleşme için de aynısı geçerli. En yakınımızdaki örneklerden Altınordu'ya bakalım. Kulübün Seyit Mehmet Özkan ile yakaladığı ivme kısa sürede Türkiye çapında ses getirse de gelen ilk başarısızlıkta kendisinin kulüpten ayrılmayacağını veya sık sık söylediği gibi bir Arap ya da Rus zenginine satma rüyasına ulaşma fırsatı bulmayacağını kimse garanti edemez. Böyle bir satış sonrası kulübü alan kişilerin kulübün ismini, renklerini değiştirmeyeceğini de. Ayrıca Seyit Mehmet Özkan aynı icraatları geçmiş dönemde Bucaspor ile yaparak Süper Lig'e çıkmıştır. Ancak sonrasında yaşanan anlaşmazlıklardan sonra kulüpten ayrılıp tüm alacaklarını, hatta altyapı futbolcularını da alarak Bucaspor'u büyük bir kaosun içine bırakmıştır. Bu bile bize şirketleşme sonrası başımıza ne gelebileceğine dair güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Kısacası şirketleşme bir kulübün hem geçmişini hem geleceğini ona sahip olan kişilere bağlar. Geçmişten gelen kültür, gelenek ve değerler, kulübe sahip kişilerin yeniden yaratacağı biçimde değişecektir. Camialara, binlerce taraftarına ait olan kulüpler, şirketleşerek genelde tek bir kişinin metasına dönüşmektedir.

Dernekler gidişattan memnun olmadığı zaman genel kurula giderek o yönetimlerden kurtulma şansına sahiptir, tabii ki o üyelerin camianın fertleri olması koşuluyla! Şirketleşmiş kulüplerde ise taraftarın hiçbir söz hakkı kalmamakta, Göztepe örneğinde olduğu gibi taraftarlar başkanın kulübü satma tehditlerine ses çıkaramamaktadır.

Şirketleşmeyle başta bir sermaye sağlanabilir, ancak şirketleşmenin gelirleri artırma konusunda doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Futbol, yapısı nedeniyle uzun süre kar elde etmeye uygun bir sektör değildir. Uzun süredir kar eden kulüpler sadece Bundesliga'da bulunmaktadır. Bunun dışındaki her yerde yaratılan gelirler futbolcu giderleri başta olmak üzere diğer gider kalemleri tarafından emilir. Dolayısıyla şirketler de bir süre sonra zarar edecek ve iflasa doğru sürüklenecektir. Aslına bakılırsa futbol zaten kar amaçlı olmamalıdır. Taraftarın çocukluğundan itibaren sevgisini, zamanını, emeğini verdiği bir varlık nasıl olur da sadece kar elde etmeye çalışan bir metaya dönüşebilir ki?

Bir sonraki yazımızda farklı şirketleşme modellerini inceleyecek, kulübümüz için çıkış yollarını anlatmaya çalışacağız.
 



2 yorum 1328 tekil okunma
    Bu habere toplam 2 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.