ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Köprüden Önceki Son Çıkış

21 Haziran 2013 00:45  
74. Dönem Yönetim Kurulu seçiminde başkan adayı olan genel kurul üyemiz Sn. Cihangir Marmara, geçtiğimiz yıl yaşadığı tecrübeleri ve bugüne dair düşüncelerini yazılı olarak açıkladı.

Yine bir seçim gündemli genel kurul toplantısı öncesinde, geçen genel kurulla ilgili deneyimlerimi paylaşmak istedim ki, bu dönemde aday olacak arkadaşlarımız aynı hatalara düşmesin. Biraz da Aybars Hoca’ya özendim herhalde yazı için.

Öncelikle bir durum tespiti yapmak gerekirse, şu anda Altay Spor Kulubü benim düşünceme göre işgal altındadır. Bu esaret, hem fikirsel anlamda ve hem de suni olarak oluşturulan üyelikler suretiyle fiili olarak gerçekleşmiş bulunmaktadır. Mevcut yönetimin, kulübü yönetecek vizyona sahip olmadığı, geçen zaman içerisindeki icraatlarından anlaşılmıştır. İşin ilginç ve acı yönü bunu halen kendilerinin kabullenememiş olmasıdır. Çünkü mevcut yönetim, yeni dönem için de aday olduğunu açıklamıştır. Kendilerince yaptıkları organizasyonla Altay Spor Kulübü tarihi, geçmişteki başarıları hakkında hiçbir fikri olmayan, balotajdan geçmemiş suni üyeler, bindirilmiş kıtalarla seçim kazanmayı düşünmektedir. Tüzük kongresinde görüldüğü üzere, niye el kaldırdığını anlamadan, sadece başkan elini kaldırdı diye elini kaldıran ve yine başkan eliyle saçını düzeltirken de reflex olarak elini kaldıran üyeler bunlar. İşte Altay olarak esaretimiz, şimdiki açmazımız bunlar maalesef. Bu tarz üyelerden kurtulmak ve sağlıklı bir üye yapısına kavuşmak için , geriye kalanların mutlaka birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Yoksa durum gerçekten çok vahimdir.

Yukarıdaki durum tespitinden sonra kendimize sormamız gereken soru; öncelikle birlikte hareket edebilmek için hazırmıyız? Aradaki kişisel sorunları bir yana bırakarak Altay’ın menfaatlerini ön planda tutabilecek miyiz? Bu konuda bir fikir oluşması açısından geçen seçimde yaşadıklarımızı bir kez daha hatırlamamız gerekir diye düşünüyorum.

Seçimlere üç gün kala Prof.Dr. Ahmet Çoker hocamız kulübün borçlarını sebep göstererek son anda adaylıktan vazgeçmişti. Ortada sadece aday olarak, Sn.Ahmet Taşpınar’ı yönetimden indirmek için verdiği hiç bir sözü tutamadığı gibi ne idari ve ne de sportif başarı yakalayamamış, üstüne üstlük kulüpten fiktif olarak alacaklı hale gelen mevcut başkan kalmıştı. O aşamada bazı riskleri göze alarak iki gün gibi kısa bir sürede oluşan ekibimizle göreve talip olmuştuk. Bizim düşüncemiz kulübü maceraya sürükleyen bir yönetime karşı, tüm Altayliların tek ses tek yürek olacağı ve bizleri destekleyeceği yönündeydi. Gelin görünki durum böyle olmadı. Biz rakiple mücadele edeceğimizi düşünürken, camia içindeki geçmişten gelen ve kişiselleşmiş sorunlarla boğuşmak zorunda kaldık ve enerjimizin çoğunu buraya harcadık maalesef.

Sıralamak gerekirse;

a) Öncelikle kendimizi, ekibimizi ve projelerimizi tam olarak anlatamamış olmalıyız. Burada zaman darlığı önemli bir faktördü gerçekten. Ama Folkart ve Vodafone gibi sponsorlarla görüşmelerimiz olumluydu.

b) Eski başkanlardan Sn.Mehmet Erdoğan’ı listemize aldığımızı öğrenen Sn.Mahmut Özgener’in bize destek vermeyeceğini duyduk. Hatta Sn.Gürhan Özbelge’nin karşı listede yer almasına da aracı olduğunu işittik. Halbuki bence burada önemli olan kişisel sorunlar değil, Altay’ın kurtuluşu olmalıydı. Bir süre sonra Sn. Özbelge yönetimle görüş ayrılığı yaşayarak istifa etti ve bence Altay, geleceği olan genç bir yöneticisini kaybetti.

c) Divan Başkanı Sn.Kemal Zorlu, Sn. Savaşan’ın makamında bize destek sözü verdiği halde, başkanın “Altay sevgisine hayran olduğu” yönündeki söylemleriyle yönetime açık destek verdi ve genel kurulu oy kullanmadan terketti. Geçtiğimiz sezonda da bu desteğin devam ettiğini açık olarak gördük. Divan başkanı yönetim hakkında açılan imza kampasının yapılmasını doğru bulmadığını da dile getirdi. Halbuki Sn. Taşpınar yönetimiyle ilgili yapılan imza kampanyasını desteklediği henüz unutulmadı.

d) Yönetimin bir önceki imza kampanyasıyla yönetimden düşürülen Sn. Taşpınar ve bazı arkadaşlarının görüşünün yönetim için liste çıkarılmaması ve mevcut yönetimin “iyice dibe vurması” yönünde olduğu duyumunu aldık. Bu nedenle yönetime davet ettiğimiz Sn.Murat Bora Dülger’in olumsuz cevap vermesine de etken oldu diye düşünüyorum. Halbuki bence burada dibe vuran aslında Altay Kulübü’ydü.

e) Kimi üyeler de aidat borcu yüzünden genel kurula katılamadı. Bu üyelerimiz vicdan muhasebelerini kendileri yapmalılar. Buna karşın yönetim, bence fiktif olarak yarattığı alacak sebebiyle balotaj kuruluna sormadan kabulünü yaptığı üyelerin giriş aidatlarını, bu alacaklardan mahsup ettirerek oy kullanmalarını sağladı. Bu kez oy kullanacak üyelerin listeleri seçimden önce açıklanmalı ve kontrol edilmeli.

f) Genel kurul esnasında kulüp başkanı, özellikle ortamı germek için çaba sarfetti ve başardı da. Haklı eleştirileri sitelerinde yazdıkları için önce YSKA’lı gençlere fiili saldırıda bulunuldu. Arkasından Altay Sosyal Dayanışma Başkanı Sn.Eren Gevgeli tahrik edici söylemlerle provoke edildi. Militanlığı önceden bilinen bazı kişiler, Altay’da artık tribünden gelenlerin sözünün geçeceğini, “Alsancak ve beyaz saçlılar” ın hükmünün sona erdiğini bağırarak dile getirdiler. Bunlara başta Divan Başkanı olmak üzere tüm Altay Duayenleri sessiz kaldı. Halbuki rahmetli Burteçin, Zorlu ve Özgener’de bu vasıflara sahiptiler ve kemiklerini sızlattık hep birlikte. Sonuçta Altaylı olmayanların oylarıyla Altay’ın yönetimi belirlendi.

Tüm bunları aynı hataların tekrarlanmaması için yazdığımı tekrar hatırlatarak devam ediyorum.

Ancak şimdi tehlike daha büyük. Bilindiği üzere son tüzük değişikliği ile yıllık üye kaydı oranı % 15’e yükseltildi. Bence bu seçim kurtuluş icin son fırsat. Aksi taktirde amatöre kadar uzanan yola girmiş olacağız. Şimdi ne yapılmalı derseniz, içinde bulunulan durumun ciddiyeti daha fazla anlaşılmış olmalı ki Sn. Özgener ve Sn. Zorlu tarafından basın yoluyla ayrı ayrı birlik beraberlik çağrısı yapıldı. Umarım bunlar doğru haberlerdir. Kişisel sorunların Altay’ın menfaatlerinin bir kez daha önüne geçmesine olanak tanınmamalı diye düşünüyorum. Sn.Taşpınar, şimdilik aday listesi çıkarmaktan vazgeçtiğini ifade etmekte, “iyice dibe vursun” düşüncesi bu kez ağır basmaz umarım. Başkan adayı olarak lanse edilen Sn. Dülger, bölücü olmak istemediğini ifade ediyor ve kulübün 100.000.-TL GSİM kira borcunu üstleniyor. Takdir etmemek elde değil.

Şimdi gün birleşme ve yüz yıllık çınarın kurtuluşunu ilan etme günü olmalıdır. Kanımca bunun için üç şartın bir araya gelmesi gerekmektedir.

Bunlardan 1.si Altaylıyım diyen tüm üyelerin bunun bilinciyle ve aidatlarını kulübün İş Bankası Gaziemir Şubesi’ndeki TR210006400000134430610818 IBAN numaralı banka hesabına önceden yatırmak suretiyle genel kurula gelerek oy kullanması, 2.si tek bir yönetim listesi etrafında toplanılması, 3.sü ise geçmiş seçimlerde yapılan hataların bu kez tekrarlanmamasıdır. Aksi taktirde pek yakında “benim takımım” diyebileceğimiz bir Altay kalmayacak. Yani “Köprüden önceki son çıkış” 100. Yılımıza tüm olumsuzluklardan “arınmış” olarak girmek dileğiyle saygılar.

Av. CİHANGİR MARMARA
 



15 yorum 2078 tekil okunma
    Bu habere toplam 15 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.