ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Biraz Nostalji- Vahap ÖZALTAY

04 Kasım 2011 16:13  
Tozlu raflardan çıkarılan, Vahap ÖZALTAY posteri ve biyografisi.

Kimdi bu çikolata renkli santrafor? Acaba Cezayir’den mi gelmişti? Cezayir’den gelip de Paris Karmasına mı girmişti? Kimdi bu, bütün zamanların en ünlü kalecisi, dünya futbol tarihinin en çok adı geçmiş, en çok efsaneleşmiş adamı İspanyol Zamora’ yı zorlayan, yerden yere vuran genç adam?

Tanımayanlar ilk cevabı şöyle aldılar: “Racing santraforu.” Sonra da açıklama geldi. ”Cezayirli filan değil, Türk’tür.”

İkinci dünya savaşı öncesinde Paris karması ile İspanyol Karması Colombes Stadı’nda karşılaşıyorlardı. O gün Zamora, bu çikolata renkli Türk’ten gol yemedi ama çok zor durumlara düştü. Üstelik direklere çarpan birkaç topa da seyirci kalmıştı.

Gene aynı yıllarda Racing formasıyla birbirinden güzel goller atan bu santrfor, yarım yüzyıla yakın bir süredir her yıl tekrarlanan Racing-Arsenal maçlarında da yer almış ve Arsenal kalesini de çok zorlamış ve goller atmıştı.

O günlerde bir Türk sporcusunun yurt dışına, hiçbir dayanağı olmaksızın kendini kabul ettirip, böyle ünlü bir takımda yer alabilmesi kolay iş değildi. Vahap Özaltay, bu güç işi başarmak şöyle dursun, sadece Racing’ de oynamakla yetinmemiş Paris karmasına da seçilmişti.

Vahap dört yıl “Racing Club de Paris” de futbol oynadı.

Bir Türk takımına karşı yabancı bir takımda yer alan ilk Türk Futbolcusu da o oldu.Racing İstanbul’a gelip Fenerbahçe ile oynadığı zaman Vahap da takımdaki yerini almıştı.

***

1965 yılında sıcak bir Haziran Günü, canından çok sevdiği kulübü, Altay’ın yıllık kongresinde heyecanlı bir konuşmadan sonra kürsüden inerken geçirdiği kalp krizi sonucu, oracıkta her kuşaktan Altaylı’nın gözleri önünde ve arkadaşlarının kucağında son nefesini verirken Türk futbolunun KARA İNCİ’ si geride 56 yıllık bir ömre sığmış sayılamayacak çok başarılar bırakıyordu.

Türk futbolunun İzmirli Vahap’ ı sanıldığı gibi İzmir’de değil, 1909 yılında İstanbul’da doğmuştu.Birinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde 8 yaşında iken ailesiyle birlikte
Aydın’a göçmüş, orada okul bahçesinde topu tanımıştı.Aydın’ı düşman işgal edince, Anadolu yollarına düştü ailesiyle Kastamonu’ya yerleştiler.Zaferden sonra Ege’ye dönüş ve İzmir’e yerleşme, Vahap’ ın hayatındaki en önemli olay oldu.Çünkü Altay kulübü ile tanıştı Vahap…O sıralarda Altay kulübünde Hamit (Arslan) futbol takımı kaptanı ve sorumlusu idi. İkinci takımda kısa süre oynadıktan sonra 17 yaşında olduğu halde ilk kez 1926’ da Altay birinci takımında yer aldı.Futbolu bıraktığı günden çok sonra da hatırlanacak olan adını İzmir seyircisi daha ilk yılından takıverdi Vahap’ a : KARA İNCİ…Birinci takımda oynadığı ilk yıl İzmir karmasına da seçilen genç futbolcu, Altay’ın o yıllarda üç kez üst üste İzmir Şampiyonu olmasından en büyük pay sahibi idi.

1928’de Beşiktaş’ın ünlü yöneticisi Şeref Bey, İzmir’in Siyah Beyazlı takımının bu acar futbolcusunu İstanbul’daki Siyah Beyazlı takıma götürmek için çaba gösterdi . Başardı da. Ancak o sırada sezon bitmek üzereydi ve Vahap sadece bir maç oynayabildi Beşiktaş takımında . O maçtan sonra Vahap’ı milli takıma çağırdılar.1928 Amsterdam Olimpiyatlarına hazırlamak için Çekoslovakya’da yapılacak olan hazırlık maçına çıktı…19 yaşında idi ve futboldaki yeri o çağın büyük golcüsü Zeki Rıza’nın yeri idi. Olimpiyata gidecek takıma giremedi ve İstanbul’’a döndü. İstanbul’da barınamayacağını düşündü ve İzmir’e gitti.

O günden sonra Vahap’ ın başarı grafiği hep yukarı doğru çıktı.Altay’ın ve İzmir futbolunun her başarısında onun imzası vardı.

Futbol sahasındaki sürati ve çevikliği öylesine dikkatli çekiyordu ki, 1931 yılında arkadaşları onun ayağına çiviliyi giydirip pistlere çıkardılar.200 ve 400 metrelerde İzmir şampiyonu oldu.
1932 yılında ise Ay-Yıldızlı formayı ilk kez giydi. Ama çok sevdiği futbolda değil atletizmde…Atina’da yapılan Balkan Oyunlarında 4 x 400 bayrak takımında koştu.Aradan tam 20 gün geçecek ve Vahap 5 kasım 1932 ‘de Taksim Stadında yapılan Bulgaristan maçında Futbol Milli Takımı’nın formasını da giyecekti.Yazık ki bu maç, bu üstün yetenekli ve büyük futbolcunun Futbol Milli Takımı’ndaki tek maçı oldu.

Ertesi yıl, o zamanlarda Avrupa’nın en ünlü kulüplerinden biri olan Racing’ den güzel bir öneri alacak, yüksek bir transfer ücreti ve dolgun bir aylıkla profesyonel olarak Fransa’ya gidecekti.

Paris’ten döndükten sonra gene eski kulübü Altay’a geldi. Sonra İstanbul’a geldi ve bir süre federe bir takım olmayan Şişli takımında oynadı. Daha sonra da Ankaragücü’nün formasını giydi.

Futbolcu olarak sahalardan ayrıldıktan sonra adını kendisine soyadı olarak aldığı Altay’da antrenörlük yaptı. Ordu futbol takımını çalıştırdı ve bu takım 1954’de onun teknik yönetiminde Dünya Şampiyonu oldu.

***

İstanbul’da doğan , Anadolu şehirlerinde göçler içinde büyüyen, İzmir’de futbolcu olan, Paris’te doğuya karşı her zaman kapalı her zaman güç beğenir Fransız toplumunun içinde doruklara çıkan, yurda döndükten sonra da futbol için bir şeyler yapmaya çalışan bu büyük yetenek, Türk Sporuna verebileceğinin tümünü veremeden göçüp giden yıldızlardan biri oldu.

NOT: Sitede yayınlanmasını istediğiniz fotoğrafları bize yollayabilirsiniz. yska35@gmail.com

 



3 yorum 2780 tekil okunma
    Bu habere toplam 3 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.