ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Atina'da Bir Altaylı

14 Eylül 2012 16:55  
Apostolos Mavrakis...

Grup üyemiz Semih Çelikoğlu Atina'da yaşayan Büyük Altaylı Apostolos Mavrakis ile buluştu. İşte o günden gelen, Semih'in kaleminden notlar:

Tanıştırayım onun adı Apostolos Mavrakis. Katıksız bir Yunan. Atina'daki Yeni İzmir (Nea Smyrni) isimli semtte yaşıyor. 52 yaşında evli ve bir çocuk babası. "Altay ile ne alakası var" diyebilirsiniz. Aynen benim kendisiyle tanışmadan önce dediğim gibi. Ama hiçbir Altaylının unutamadığı şu Kasımpaşa Play-Off final maçını evine taktırdığı uydudan izleyip "Hop oturup hop kalkan sonunda kahrolan başka bir Yunanlı yoktur heralde" diyor kendisi. Ve ekliyor komşularım görseydi herhalde deli bu adam derlerdi diye.

Baba tarafından Sakız Adalı olan Apostolos Atina'da doğup büyümüş. Aile tarafından kimse Türkçe bilmiyor. Türkiye'de yaşamışlığı yok. 40 yaşındayken Türkiye'yi ziyaret etmeyi istiyor. Eşi ile beraber bir tur şirketi aracılığıyla Türkiye'ye geliyorlar. Ama kafalarındaki Türk imajı kesinlikle iyi değil. Hatta biraz ürküyorlar. Ancak Çeşme'ye inmeleriyle beraber gördükleri, yaşadıkları ve Türklerin kendilerine karşı iyi tavırları sonrası Türkiye ve Türkler hakkında kafasındaki tüm tabular yıkılıyor. Ve kendi deyimiyle "Önceden sahip olduğum düşüncelerden ötürü utanç duydum, utandım" diyor. Kendilerini gezdiren Türk rehberle vedalaşırken "Seneye tekrar geldiğimde seninle Türkçe konuşacağım" diyor.

Dönüşte bir Türkçe kursuna yazılıyor ayrıca evine taktırdığı uydu ile bol bol Türk kanalları izliyor. Sonuç muhteşem. Şu an kendisiyle çok rahat Türkçe muhabbet edebilirsiniz.

Şimdi gelelim Altaylı olma hikayesine. Bunun için Yunanistan'ın süper lig takımı Panionios'un tarihini biraz bilmek gerekiyor. Çünkü Apostolos öncelikle Panionios taraftarı. Kulüp 1890'da İzmir'de kurulmuş. Kurtuluş Savaşı sonrası kurucuları Atina'nın biraz dışında, Nea Smyrni (Yeni İzmir) ismini verdikleri bir köye göç ettikten sonra da kulüp yaşamaya devam etmiş ve günümüze kadar gelmiş.

Yanılmıyorsam 2. ya da 3. İzmir ziyaretinde dolaşırken elindeki haritada Alsancak'ı, Rumca ismi ile Punta'yı görüyor ardından Altay Alsancak Stadı'nı görüp "Bu bizim klübün ilk kurulduğunda maç oynadığı saha deyip" stadın yolunu tutuyor. Stada geldiğinde Altay kulüp binasına tereddüt etmeden giriyor. Ve o zaman için çok da iyi olmayan Türkçesiyle kendisinin Yunan olduğunu ve varsa hediyelik eşya türünden Altay atkısı, filama gibi şeyler istediğini söylüyor. Oradaki görevli şu an ellerinde olmadığını ancak iletişim bilgilerini verirse kendisine daha sonra ulaştırabileceklerini söylüyor. Apostolos biraz hayal kırıklığı ile oradan ayrılıyor. Çünkü böyle bir şeyin kendi ülkesinde ve Avrupa'da gerçekleşmeyeceğini düşünüyor o an. Görevlinin kendisini başından savdığından emin.

Ancak İki ay kadar sonra Atina'da birisi kendisini telefonla aramış ve bir paketi olduğunu söylemiş, ne paketi falan derken Altay ismini duyunca anlamış ne olduğunu. Çok heyecanlanmış. Paketi oraya götüren de o tarihte Yunanistan Türkiye milli maçı için oradaki kafilede tek Altaylı olan masörümüz Mahmut Çalış. Kendisiyle ile yüz yüze buluşup hediye paketini Apostolos'a vermiş. O tarihten sonra Apostolos kendini Altay maçlarını takip eder bulmuş ve bir daha ki İzmir ziyaretinde Alsancak Stadı'na gelip maç bile izlemiş. YSKA sitesi üyesi ve ara ara yorum bile yapıyor. Ayrıca kendisiyle konuşurken anladığım kadarıyla siteyi düzenli olarak takip ediyor. Beni ve Yunanistan gezisini beraber yaptığım arkadaşımı daha önceden hiç tanımamasına rağmen o kadar iyi ağırladı ki anlatamam. Her mesajının sonunu "Altaylı kardeşlerime selam söyle" diyerek bitiriyor.

Ayrıca belirtmem gerekir benim ve bir çok arkadaşımın düşündüğü gibi kulübün geleceğinin altyapıda olduğunu vurguluyor. "Gerekirse bir iki sene daha bu ligde kalmayı göze almalıyız ve gerçekten takım için ruhuyla oynayan gençlere güvenmeliyiz sonrasında her şey çok daha iyi olacak" diyor.

Son olarak Panionios Kulübü ile Altay'ın görünen bir çok ortak özelliği var. Özellikle şu sıralar Yunanistan'ın içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan kulüpte etkilenmiş durumda. Ve bu sene altyapıdaki gençlere dayalı bir kadro ile öncelikle ligde kalmak amacıyla yola çıkıyorlar. İlk iki haftada 6 puan yapmayı başardılar. stadları oldukça sevimli, sahaya yakın tribünleri ve sadece tek tarafındaki kale arkası tribünü ile Altay Alsancak'ı hatırlatıyor.

Orada birlikte geçirdiğimiz bir geceye katılan Panionios forumu yöneticisi arkadaş ile Türk ve Yunan dostuluğunu geliştirmek ve tarihleri bir noktada kesişen bu kulüplerin önümüzdeki sene İzmir'de veya Atina'da oynanacak bir dostluk maçı için bir araya gelmeleri için elimizden gelen çabayı gösterme kararı aldık. Bunun tohumları yakın zamanda Alsancak'ta yapılan Altay-Panionios veteran takımlarının dostluk maçıyla atılmıştı zaten.

Her yandan içerde dışarda kamplaşmanın, bölünmenin yaşandığı şu zamanda böyle insanları tanımaktan çok mutlu oldum. Umarım bu tanışıklık iki ülke ve kulüp adına da yakınlaşmaya yardımcı olur. Apostolos'un güzel bir tespiti ile yazıyı bitirmek istiyorum:

''Neredeyse 100 sene önceki savaşı ve yaşananları bir kenara bırakmak lazım. O savaşta yıllarca beraber yaşamış insanlar büyük emperyalistlerin propagandaları ile bu duruma geldi. Ancak çok daha yakın tarihte 2. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'ı işgal eden Almanya'dan bir teknik direktör Yunan Milli Takımının başına gelebiliyor (Otto Rehhagel'den bahsediyor) ve herkes bunu hoş karşılıyorsa, 100 sene önce olanları tekrar tekrar hatırlamaya ve nefret beslemeye hiç gerek yok. Hükümetlerin oyunlarını bir kenara bırakıp kardeşçe yaşamasını bilmeliyiz''

Semih Çelikoğlu







 



12 yorum 2323 tekil okunma
    Bu habere toplam 12 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.