ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Şeffaflık Davetine Cevap

22 Mart 2011 13:42  
Daha önce Altay 1914 Taraftarlar Derneği aracılığıyla eski dönem başkanlarımıza iletilen davete ikinci cevap Sn. Melih Tunç Tandoğan’dan gelmiştir. Kulübümüzde görev yapan yönetimlerin şeffaf olması adına geriye dönük de yapılan bu çağrıların üzerine eski başkanımızın verdiği mesajı yorumlarınıza sunuyoruz.

İşte Sn. Melih Tunç Tandoğan’ın bildirisi ve evrakları:

” ŞEFFAFLIK VE CESARET…

Altay camiasının içinde bulunduğu sıkıntılı dönemi aşabilmek için çaba gösterdiği şu günlerde, taraftarlarımızın gündeme getirdiği, “Son on yılın başkanlarından” gelir gider tablosu bildirimi isteğini, kulübümüzün şeffaf bir yapıya kavuşması ve herkesin gerçeği öğrenebilmesi açısından son derece olumlu bir davranış olarak yorumladığım için bu çağrıya yürekten katılıyorum.

Bugüne kadar çeşitli kereler yanlış beyanlarla suçlu sandalyesine oturtulmuş olan eski başkanlardan biri olmama rağmen, Altay’a zarar vermemek için, daha doğrusu camiaya, “Altay’a zarar veriyor” dayatmasının yapılmaması için susmayı daha doğru buldum.

Ancak, taraftar sitelerinde yayınlanan 09.02.2010 tarihli, “Tek çare şeffaflık” 05.Aralık.2010 tarihli, “Birlik olmaya davet, beraberliğe hayır!” ve 08.Haziran. 2010 tarihli, “Bir yönetim istiyoruz” başlıklı yazılardan etkilenerek, benim başlığım da , “Şeffaflık ve cesaret” olmuştur.

Çünkü geçen süreçte gördüğüm odur ki; artık eski başkan ve yönetimlerin yanı sıra herkesin, son zamanlarda taraftarların bile düşman ilan edilmesi camianın yaşadığı sıkıntıların boyutlarının nerelere vardığının basit bir kanıtı olmaya başladı.
Eski başkanların “düşman” gösterilmesine alışan camiamız son dönem itibariyle, Başkan Taşpınar ile Altay 1914 Taraftar Derneği Başkanı Sayın Semih Çalışır’ın karşılıklı sürtüşmesine tanık oldu. Çalışır’ın ve Altay Taraftar Derneğinin gereksiz ve mesnetsiz suçlamalarla küçük düşürülmeye çalışılması da camianın gözünden kaçmadı. Başarısızlık arttıkça, camia içinde gittikçe genişleyen bir suçlu arayışı içine giren ve suni gündem yaratma peşinde olan bu kişilerin, “Herkes mi suçlu?” eleştirisini yakınlarından bile aldığını görmekteyiz.

Son dönem yaşananlar göstermiştir ki; sorunları sürekli ertelemek Altay’a daha çok zarar vermekten başka bir sonuç doğurmamıştır. İşte o nedenle 1914 "Altay Taraftarlar Derneği"nin ve "Yüksel ki Sen Kararsın Ay" taraftarlar grubunun çağrısına yanıt vermeye ve susmanın çözüm olmadığını, gerekli cesaretin gösterilmesi ve doğruyu bulma çabası içinde cesaretle sorunların üzerine gidilmesini sağlamak için;

Doğru belgeler ışığında, iftira ve çamur atmadan, tartışmaya açık bir platform oluşturmak için yetkili olduğum 15.05.2008 ile 05.06.2009 tarihleri arasındaki dönemde kulübün hesaplarıyla ilgili bende bulunan veya hatırladığım bilgi, belge ve rakamları açıklamayı uygun buldum.

TARAFTARIN SUÇLANMASI

Öncelikle gündemdeki yerini koruyan ve haksız yere Sayın Ahmet Taşpınar tarafından, “rantçı” olarak suçlanan Dernek Başkanı Semih Çalışır ve yönetim kurulunun yanlıca yıpratılması Altay’ın büyüklüğüne yakışmayacak haksız bir görüştür.

Altay’ın büyüklüğü için mücadele ediyorsak, Altay taraftarının da bu büyüklüğün paydalarından biri olması gerektiği noktasından yola çıkarak; Taraftar Derneği’nin kurulması ve desteklenmesi benim dönemime kısmet olmuştur.

Büyük Altay hedefimiz varsa, taraftar sayımızın da mutlaka artması gerekmektedir. Taraftar derneğinin kulüp için çok büyük yararları vardır. Öncelikle resmi bir dernekte taraftar örgütlenmesini legal oluşuma dönüştürdük. Tüm dernek üyelerimizi kan grubundan, kimlik bilgilerine kadar kayıt altına alarak, Altay taraftarının profilini çıkararak, taraftarlarımızı doğru bir yöne sevk edilmesini sağladık. Deplasman otobüslerine kimlik bilgisi vermeden hiçbir taraftar binemezken, her türlü olayda kayıtlı taraftarlarımızın kulüp kültürüne katkısı inkar edilmezken, “Şu kadar para verdik, bu kadar bilet verdik” açıklamasıyla taraftarı yıpratmanın cezası da, tepkisi de taraftarın yine kendi sitelerinden yaptığı resmi ve belgeli açıklamalarla olmuştur.

Tarafımdan benim dönemimde kurulan Ampute futbol ve Zihinsel engelliler şubelerine yapılan masraflar taraftarlara yapılan masraflardan çok daha mı önemlidir? Taraftarlara verilen desteğin, Altay’ın bütçesinin içinde diğer harcamaların yanında çok önemli bir yer tutmadığı ortadadır. Hatta sadece bizim dönemimizde birçok büyüğümüzün Anıtkabir ziyaretine götürülmesi, kuruluş yıldönümü kutlamaları masrafları bile taraftarlara verilen destekten daha fazladır. Ancak biz bazı değerlerden vazgeçmedik.
Atamız'ın kabrini ziyaret ettik. Türkiye’de ilk Zihinsel Engelli Masa Tenisi takımını ve ilk Futbol Kulübü Ampute futbol takımını kurduk. Bunları yaparken Altay’ımızın marka değerini arttırmayı hedefledik. Ayrıca taraftarlarımıza yapılan bu destekler 'ULUFE' değildir. Bu yardımlar başkanın değil, yönetim kurulunun aldığı ortak kararlarla yapılmıştır. Ligde play-of oynayan, kupada gruplara kalan başarılı bir Altay takımının yönetimi, “finallere, deplasmanlara, taraftar götürdü, otobüs kaldırdı, taraftar derneklerine rant sağladı” diye suçlanabilir mi?

...
O DÖNEMDEKİ YÖNETİMİ BU KARARLARI ALMAYA İTEN NEYDİ?

...
Tüm yöneticiler, Altay taraftarını ve Derneğini suçlamadan önce geçmişte Altay kulübünde bu konularda hangi uygulamaları yaptıklarını düşünmelidirler.

Kendi dönemimizle ilgili bilet hasılatı; Toplam 751.960 TL’dir. Hangi yönetim döneminde böyle bir hasılat elde edilmiştir?
...

BEN VE YÖNETİMİM NE ALDI? NE BIRAKTI ?

A)NASIL BİR TAKIM DEVRALDIK?

Unutulmamalıdır ki; bir futbol takımının sermayesi futbolcu kadrosudur. 15.05.2008 tarihindeki olağanüstü genel kurulda ağırlıklı olarak altyapı futbolcularından oluşan kadroyu devraldım. Doğru bir kıyaslama devraldığım kadroyla, devrettiğim kadronun sportif başarısının incelenmesiyle olacaktır. Benim kurduğum kadronun ilk altı finali oynaması ve Türkiye kupasında gruplara kalması gözden kaçmamalıdır.


A) MALİ OLARAK NE ALDIK?

1-Geçmiş yönetici alacakları : 4.845.694 TL. (EK-1)

2-Senetli futbolcu borçları : 886.381 TL. (EK-2)

3-Futbolculara açık borçlar : 368.870 TL. (Kulüp kayıtları)

4-Çekli futbolcu borçları : 219.678 TL. (EK-3)

5-Cari Borçlar : 62.831 TL. (EK-4)

6-Personel maaş alacakları : 60.960 TL. (Kulüp kayıtları)

7-1998-2008 dönemi taksitlendirilmiş

vergi ve SSK borçları : 10.026.496 TL. (EK-5)

8- Taksitlendirilmeyen geçmiş : 155.947 TL. (Kulüp kayıtları )

Vergi, SSK borcu

9-Sayın Nafiz Zorlu’nun

Genel kurul hesapları farkı : 236.000 TL. (EK-6)

10-Denetim Kurulu’nun yaptığı denetim

sonucu bulunan Altay lehine fark: 150.000 TL. (Kulüp kayıtları)

11-TFF Gelirlerine futbolcu temliği : 100.000 TL. (TFF kayıtları)

TOPLAM : 17.112.857 TL.

Altay Kulübünün tüm gelirleri üzerine Sayın Nafiz Zorlu’nun 3 kişi üzerinden koyduğu temlikler tutarı : 2.400.000 TL.

Bülent Ünsalan temliği : 240.000 TL.

TOPLAM : 2.640.000 TL.

...
...

1998-2008 yılları arasında Altay, 2 defa Süper Lig’den bir alt Lig’e düşmüştür. Süper Lig’den bir alt Lig’e düşüldükten sonra kulübü devralan başkanlar Altay’ın Süper Lig gelirinden mahrum kalarak yola çıkmışlardır. O nedenle başkanların başarısı salt rakamlarla, bıraktıkları borçlarla değil, takımı hangi ligde alıp hangi ligde bıraktığı ile değerlendirilmelidir. Örneğin Sayın Mahmut Özgener takımı bir alt ligden alıp bir üst lige çıkarmış ve Sayın Ahmet Taşpınar’a süper lig geliri olan bir takım bırakmıştır. Ancak Sayın Taşpınar takımı Süper lig’de tutamamıştır. Aynı olumsuz durum Sayın Nafiz Zorlu açısından da geçerlidir. Bu konuda doğru bir ilişki kurmak zorundayız. Borçları azaltmak için zayıf kadrolarla mücadele ederken düşersek hesabını kim nasıl verecek? ve bir sonraki yönetim hangi Lig’in gelirine sahip olacak?

O nedenle içinde bulunduğumuz mali tablo göz önüne alınarak Bank Asya 1.Lig’inin kıymeti bilinmeli ve tek hedef her zaman planlı bir şekilde SÜPER LİG olmalıdır.

BEN VE YÖNETİMİM NE DEVRETTİK?

Kulübü teslim aldığımızda borç yükünü hafifletmek, doğru ve akılcı bir transfer politikası belirlemek, süper Lig’e çıkacak bir takım kurmak, kulübe yeni bir tesis kazandırmak, Alsancak stadını kiralamak, on yıllık vergi borçlarını taksitlendirmek, denk bütçe, gelir yaratmak ve Altay’ı büyütmek için yaptığımız planları hayata geçirme çabası içine girdik.

İlk aşamada yıllardır kiralanamayan Alsancak stadının kiralama işini bitirdik. Sayın Nafiz Zorlu zamanında İZVAK’a ait olan Alsancak stadı reklam gelirlerinden Altay’a düşen pay 4.000 TL iken bu rakamı 1.970.790 TL reklam gelirine ulaştırdık. (Bu rakama forma reklamı dahildir) Bu kiralama sonucunda sadece dönemimize değil, bizden sonraki yönetimlere sürekli gelir sağlayacak kaynak yarattık. Ayrıca maç oynamadığımız haftalarda Alsancak stadını kiralayarak başka kulüplerden 172.183 TL. kira geliri elde ettik.

Kurduğumuz takım, bir önceki sezona kıyasla süper Lig’in kapısını zorlayacak bir takım oldu. İlk altı finallerinde Süper Lig’in kapısından döndük. Sezonun büyük bölümünü zirvede mücadele ederek sürdürdük, Türkiye kupasında başarılı sonuçlar aldık.

Türkiye’de ilk kez bir kulübün kurduğu Ampute futbol takımıyla ülkenin gündemine girdik. Zihinsel Engelliler masa tenisi takımını kurduk. Altay’ın geleceğini planlayıp dev bir spor kompleksi projesi hazırlayarak Sarnıç Belediyesiyle sözleşme imzaladık. Gaziemir’de yapılmasını planladığımız 30.000 kişilik stadımızın ön projelerini çizdirdik.

Tüm bunları yapabilmek için kendi yarattığımız sinerjiden yararlandık. Eski yöneticilerin koyduğu temlikler, eski futbolu alacakları nedeniyle oluşan yükü omuzlayıp, transfer yasağını kaldırdık. Kulüp çalışanların maaşlarını aylarca ötelemeden her ayın 1’inde, hatta daha da önce aksatmadan ödedik.

Altay’ın büyüklüğüne yakışır bir taraftar organizasyonuna girdik. Altay 1914 Taraftarlar derneğinin kuruluşunu destekledik ve gerçekleştirdik.

Kısacası Sayın Nafiz Zorlu döneminde yaratılan 3.533.089 TL. gelir toplamını 9.849.324 TL. çıkarttık. Borçları geçmiş dönem borcu, bizim dönem borcu diye ayırt etmedik. Aşağıdaki tablodan görüleceği gibi kendi borçlarımızdan önce Altay’ın geleceği için eski vergi borçlarını ya da zorunlu olarak gelirler üzerindeki temlikleri ödedik.

TÜM OLUMSUZLUKLAR İÇİN BAHANE BULMADIK. KİMSEYİ SUÇLAMADIK.

KONUŞMAZ YÖNETİMİNE DEVREDİLEN BAKİYELER

1-YÖNETİCİ ALACAKLARI : 4.751.788 TL. (EK-7)

a)Melih Tandoğan bağışı : -350.000 TL.(Kulüp kayıtları) (Sarnıç projesi için)

b) Melih Tandoğan Cari hesap bağışı : – 75.000 TL. (Kulüp kayıtları)

KALAN : 4.326.788 TL.

1- Personel borcu : 12.011 TL. (Kulüp kayıtları)

2-Cari borçlar açık : 256.339 TL. (EK-8)

3-Cari borçlar senetli : 55.841 TL. (Kulüp kayıtları)

4-Futbolcu borcu açık : 723.535 TL. ( EK9 )

5-Futbolcu alacakları senetli : 1.249.002 TL. (Kulüp kayıtları)

6-Taksitlendirilmiş vergi borçları : 9.340.406 TL.

7-Vergi ve SGK borçları

cari dönem : 568.040 TL. (EK-10)

8- İBB Spor klb.bonservis borcu : 125.000 TL.

TOPLAM : 16.656.962 TL.

Yönetim dönemim boyunca elde ettiğim gelirlerden Sayın Nafiz Zorlu’nun Alt 3 hesapta bulunan temliklerine 1.182.234 TL.

Sayın Bülent ünsalan temliğine 70.000 TL.

Geçmiş vergi – SSK borçlarına 842.037 TL.

TOPLAM 2.094.271 TL. Ödedik.

1998-2011 yılları arasında kimlerin Altay gelirlerine ne kadar temlik koyduğu ve ne kadar tahsil ettiği Altay ailesine açıklanmalıdır.

DEĞERLİ ALTAYLILAR;

Devraldığım borç yüküyle, devrettiğim borç yükü arasındaki fark sanırım anlaşılmaktadır. Takımı Süper Lig’in kapısına kadar götüren bir yönetimin, kulübün devraldığı eski borcunu daha düşük bir rakamla yeni yönetime devretmiş olduğu incelemelerden de görülecektir. Bende bu yazıyı bunun rahatlığı ve gururu ile kaleme alıyorum. Demek ki iyi bir yönetim sportif ve mali başarıyı yakalayabiliyor. Bunları yaparken birkaç kişi dışında camiamızın ve değerli büyüklerimizin vermediği destek en önemli üzüntü konumuz oldu. O günlerde bizler için önemli olan şey Altay’ımızın süper lige çıkmasıydı. Bazıları içinse tek önemli şey hangi Başkanın Altayı Süper Lige çıkaracağı idi. Bir üst lige çıkarsak; statükonun yıkılacağını gören bu kesimce biz yönetimdeyken, yönetimi değiştirme toplantıları düzenlendiğini, ama futbol takımının aldığı başarılı sonuçlar sonrasında taraftar ve camiya tepkisi olacağı düşüncesiyle böyle bir harekete cesaret edilemediğini, bir camiya büyüğümüzün ağzından sonradan öğrendik.

Uzun bir süredir belirli bir kesimce sistemli olarak Altay’ımızın içinde bulunduğu kötü mali ve sportif durumun tek nedeni olarak Melih Tandoğan ve devamındaki yönetim gösterildi. Aslında hedef şaşırtan gündem değiştiren açıklamaların tek nedeni kendi başarısızlıklarının , geçmiş dönemde Altayımıza verdikleri mali zararların örtülmek istenmesi idi. Ben ve yönetimimin Altay ailesine kendi dönemi ile ilgili hesap verdiğine inanıyorum. Beklentim yönetimime devredilen 17.112.857 TL. borç miktarını ve bu miktarın içerisinde yer alan 10.026.000 TL. vergi ve SSK borçlarını yaratan kişilerin de tek tek aynı cesareti göstermeleridir.

Her Başkan Altay ailesine kendi dönemiyle ilgili hesap VERMELİDİR.

Unutulmamalıdır ki; Altay sevgisi kimsenin tekelinde olan bir şey değildir. Hiç kimse, bir başkasını daha az ya da daha çok Altaylı olmakla değerlendiremez. Ya da kaç yıllık Altaylı olduğuyla ilgili yargılayamaz.

Kötü giden gidişata dur diyecek büyüklerimiz artık hayatta değillerdir. Yeter artık deyip kimseden medet ummadan kurtuluşumuzun kendimizde, yeni yüzlerde, gençlerde olduğunu artık görmeliyiz.

Altay’ı daha ileriye taşımak için ihtiyacımız olan tek şey gerçek kulüp demokrasisidir.

Altay camiası olarak üye sayısını arttırmayı, Altay’ı büyütmeyi, Altay’ı geleceğe taşımayı, Altay’ı kurumsallaştırmayı hedeflemeliyiz. Bunları yapabilecek kapasiteli çağdaş yönetimleri ve diğer organları yetiştirmeliyiz. Altay, başarılı insanlar, iş ve spor yaşamında belli kariyere ulaşmış yöneticiler tarafından temsil edilmelidir. İnsan kalitesini arttırmak için gelecekte Altay’ı yönetecek çocuklarımızı şimdiden yetiştirmeliyiz. Büyük Altay bunlara layıktır.

Saygılarımla,

Melih Tunç TANDOĞAN “


YSKA olarak eski Başkanımızın şeffaflaşmaya yönelik açıklamalarını destekliyoruz.

Geçmişte, daha sezonun ilk maçında başkanlarımıza yönelik olarak yapılan protestolar hakkında da bu camianın bir özeleştiri vermesi gerektiğini düşünüyoruz...



 



9 yorum 1067 tekil okunma
    Bu habere toplam 9 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.