ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Alasya'ya Açık E-Soru

23 Ocak 2011 01:55  
Sn. Alasya Başbakan'a açık mektup göndermiş. Biz bir materyale döküp dağıtamasak da elektronik ortamda soru sorabiliriz.

Sn. Alasya;

Demişsiniz ki "Ve bakanınızın da söylediği gibi, “Sümüklü bir çocuk gibi” burnumuzu çekiyoruz. Bence gelin İzmir’e çok değil. 20-25 bin kişilik bir stat yaptırın. Verin talimatı. İzmir’i de ülkenin gelişen kentler kategorisine hiç değilse sporda yükseltin. İzmirlinin yarısı belki oy vermez, belki sümüklü bir çocuk gibi burnunu çeker ama terbiyesizlik yapmaz. İzmir’de yaptıracağınız stadın açılışında "En büyük Tayyip başka büyük yok" diye bağırır İzmir."

Soru 1- Yazınızda belirttiğiniz çok değil 20-25 bin kişilik stadyum yapılması ile açılışa gelen insanların "En büyük Tayyip başka büyük yok" diye bağıracağına yürekten inanıyor musunuz?
Soru 2- Hangi şehrin ödediği verginin ne kadarının hazineden yardım olarak geri döndüğünü hiç incelediniz mi? İnceledi iseniz sondan kaçıncıyız?
Soru 3- Sizce İzmir'e sadece sportif değil genel anlamda bir haksızlık yapılmamakta mıdır? Yapılmakta ise niçin haksızlığı yaratanlardan yardım diliyorsunuz? Yapılmamakta ise diğer şehirlerdeki örnekleri gördükten sonra niçin o stad 2011 yılına kadar İzmir'de yapılmadı?

Demişsiniz ki "Bizim gazete on ay maaş ödemese, sonra da “On ay maaş alamadığınız için teşekkür ederiz” diye plaket verse ne yapardım? Soluğu mahkemede alır dava açardım her halde. En önemli delilim de o plaket olurdu. Altaylı futbolcuların 120 bin liralık alacağını kulübe bağışlamaları plaketle ödüllendirilmiş."

Soru 4- Dediğiniz gibi 120 bin liralık bağışı yapan 6 kişinin bağış miktarı 10 aylık maaşına mı tekabül etmektedir? Bu bağışı yapılan borçlar hangi dönemlerden kalmaktadır?
Soru 5- Siz on ay maaş almayınca isyan ettiğiniz gibi maaşınızı 1-2 yıl sonra alabileceğinizi anladığınızda da mahkemeye gitmez miydiniz? Öyle ise niçin bunu o günlerde yazmadınız?

Demişsiniz ki "Emek sömürüsüne plaket"

Soru 6- Hayatınızda karşılığında para almadan hiç iş yapmadınız mı?
Soru 7- Futbolcuların kulüplerinden alacaklarını bağışlarken bunu "emek sömürüsü" olarak görmenizin yanında kulüp başkanlarının futbolculara lig değerlerinin 3-4 misli oranında ücret ödemelerine ya da bazı teknik adamları "Türkiye 1. Lig'inde" dünyanın en çok kazanan 3 teknik adamı arasına sokma girişimlerine niçin "Kulüp sömürüsü" demediniz?


Demişsiniz ki "Orhan Adalı’yı herkes bilmez ama ben Altay Dergisi için yaptığım röportajda aynı çizgiyi paylaştığım için bilirim. Orada da açıklama yaptım zaten. Orhan Adalı 20 yaşının baharındayken, 1948 yılında ilk Altay gazetesini yayınlayan adam. Bu açıklamayı yaparken salon alkıştan inledi. Ve dedim ki, “Altay’a ilk dergi çıkaran adam da benim. Sizin çocuklarınız da ileride beni alkışlasın diye anlattım.”


* Sn. Orhan Adalı ve hatta neredeyse tüm Adalı ailesi Taraftarlar Derneği ve buyukaltay.org tarafından düzenlenen panelde olduğu gibi tüm Altay panellerinde konuşmacı olarak katılabilir, alkışlanabilir.

Soru 8- Sizin bende bir ilki yaptım diyerek anlattığınız ve 1940'larda çıkarılan yayın ile 2000'lerde çıkarılan yayın arasında nasıl bir fark vardır?
Soru 9- Sn. Adalı ilk gazeteyi, ben ilk dergiyi çıkardım. Beni de ileride sizin çocuklarınız alkışlasın demek nasıl bir duygunun eseridir?
Soru 10- Sn. Adalı'nın dönemin koşullarında büyük özveriyle çıkardığı ve o dönemlerdeki lügat ile adına gazete denilen yayının aslında belirli periyotlarla yayınlanan bir yayın organı olduğunu bugünkü karşılığının bir nevi dergi olduğunu yani sizin çıkarmış olduğunuz derginin "bir ilk" olmadığını ve bu nedenle sizin bakış açınızla çocuklarımızın sizi alkışlamasının bir nedeni olmadığını hiç düşündünüz mü?

Sn. Alasya; varsa cevabınızı yska35@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.
Cevabınız aynen yayınlanacaktır.

Saygılarımızla,
Yüksel ki Sen Kararsın Ay
 



15 yorum 1322 tekil okunma
    Bu habere toplam 15 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.