ilaç rehberi enerji
Altay
       
Üye Girişi
Üst Üste 2. Galibiyet 05 Aralık 2016  
0
Olağanüstü Kongre Yapıldı 05 Aralık 2016  
0
Özlediğim Altay... 28 Kasım 2016  
0
Tribünümüzden Kötü Haber 21 Kasım 2016  
0
Düşüş devam ediyor 13 Kasım 2016  
0
 
Altay 9 Günde Telafi Edecek 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Hedefim 3. Şampiyonluk 25 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Güven geri geldi devamı da gelsin 24 Ekim 2016  
0 Murat Arabacı  
3 Puan Özlemi Sonlandı 24 Ekim 2016  
0 Hürriyet  
Atakan Mucizesi 24 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Galibiyeti Unuttu 17 Ekim 2016  
0 Sabah  
Altay'da Kan Kaybı Sürüyor 17 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'da Turmuş Devri 12 Ekim 2016  
0 Yeni Asır  
Altay Büyük Fırsat Tepti 18 Ocak 2016  
0 Yeni Asır  
Altay'ın İstanbul Kabusu 14 Ocak 2016  
0 Amk  
   
Bizden Haberler

Aytekin Amcayla Söyleşi

25 Ekim 2010 14:01  
Sayın Orhan Berent'in gerçekleştirmiş olduğu Aytekin Erhanoğlu (Volkswagen Aytekin) söyleşisi.

Cuma günü Tayyar abi telefonla arayıp "Orhan, Aytekin abi İzmir'deymiş, Alsancak'a gelecekmiş beş buçukta Sevinc'in oraya gel" dedi. Ayvalık'ta oturan ve arada sırada İzmir'e inen Aytekin amcayı görmek ve onunla konuşmak kaçırılmayacak bir fırsattı. İş yerinden çıkar çıkmaz Sevinç Pastahanesinin oraya yöneldim. Pastahanenin önünde bir miktar turlayıp, etrafa bakındım, bir sigara tüttürdüm. Sonra ilerdeki bankların orada Tayyar abi ve Aytekin amcayı fark ettim. Daha önce bizim YSKA'daki çocuklar onunla röportaj yapmıştı hafiften bir yüz aşinalığı vardı. Zaten o devirleri hatırlayan bir Altay taraftarı Aytekin amcaya şöyle bir bakınca "tamam bu mutlaka Aytekin Erhanoğlu'dur" diyebilecek tarzda kendine has özellikleri olan bir insandı. Ortadan biraz kısa boyu, ağarmış saçları ve cin gibi bakan renkli gözleriyle o bizim Woswos Aytekin amcamızdı.

Yanlarına gidince Tayyar abi beni onunla tanıştırdı. Elini öpmek için hamle yaptım mütevazi bir tavırla izin vermedi. Güzel bir sürpriz yine 1970-80 arasında Altay'da oynayan Uğur İpekkan da oradaydı. Onunla da tanışmış olduk. Uğur abi İzmir'deydi. Yakın bir zamanda görüşmek üzere telefonlarımızı aldık. Uğur abi kendisinin Karşıyaka'dan Altay'a transfer olan ilk futbolcu olduğunu söyledi. Anlattığına göre Türkiye ligi ilk başladığında semt rekabeti daha da keskinleşmiş ve 1960'lı yıllardaki kimi elektrikli geçen Karşıyaka-Altay maçlarından sonra Alsancak Vapur iskelesine dönen bazı Karşıyaka taraftarları çarşı civarında camı çerçeveyi indirirmiş. Uğur abi, Gode Cengiz, Burhan, Ekrem Güçsav, Günaylı kadro ile 1970 yılında Karşıyaka'yı tekrar 1. lige taşımıştı. Her ikisi de mütevazi, sevimli ve hoş sohbet insanlardı. Bir 5 dakika lafladıktan sonra Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yürümeye başladık.



Aytekin amca dünya tatlısı ve çok nazik bir insan. Caddede yan yana yürürken kimi zaman kalabalık yüzünden birbirimizden ayrılmak zorunda kalıyorduk. O böyle anlarda Tayyar abiyle yaptığı sohbete mutlaka beni de katıyor söylediklerini bir de benim için tekrar ediyordu. Böyle ince düşünceli bir insandı Aytekin amca. İbrahimağa Mandırasına doğru ilerlerken yol boyunca buraların nasıl değiştiğini ve caddenin 40 yıl önceki durumunu bize aktarıyordu.

Ey Kıbrıs Şehitleri Caddesi, haberin var mı, dün akşam buradan yine Woswos Aytekin geçti.

İbrahimağa Mandırası, eskiden beri Altaylıların toplandığı sembol bir yerdir. Kurucusu İbrahim Kanböre ve uzun yıllar Altay'da görev almış Ali Kanböre babamın ve dedemin arkadaşıydı. Dedemler 1940'lı yıllarda Yapıcıoğlu'ndan Alsancak 1479 sokaktaki eve taşınmışlar ve 1970 yılına kadar o evde oturmuştuk. Ben de bu civarlarda 1992 yılına kadar dolaşmış daha sonra evlenince Karşıyaka'ya yerleşip Alsancak'tan uzaklaşmıştım. Şimdi yıllar sonra yine bu simge mekandaydım.

Aytekin amcayla sohbet etmek çok zevkliydi. Daha önceden Tayyar abinin aktardığına göre Göztepe maçını öyle bir anlatırmış ki: "Sıçradım, bir kafa koydum dağıttım adamları" Tabii bana aktarılan anlatımı biraz değiştirdim. (!) Şimdi hazır karşımdayken o efsanevi maçı bir de onun ağzından dinlemek gerekiyordu.

- Aytekin amca, nasıl attın o golü, rahmetli Ali Artuner o kadar uzun boyluydu, tekrar anlatsana.
- Valla ben de inanamadım, orta gelirken koşa koşa gidip tüm gücümle sıçradım, kafayı vurdum avut çizgisine kadar yuvarlandım. Bir baktım gol olmuş.

Gerçekten de bu öyle değerli bir goldü ki, ilk defa Türkiye Kupası İstanbul dışında Anadolu'ya gidiyordu. Ayrıca sportif başarılarıyla bir adım öne geçmiş Göztepe ile rekabet etmek için bu kupayı kazanmak gerekiyordu. Aytekin amcanın anlattığına göre kendisi hep kritik maçlarda kritik goller atmış. 1-0 ya da 2-1'lik maçlarda puan getiren golleri atmak hep ona düşmüş. "Fazla golcü değildim, bir sezonda 7-8 tane atardım ama önemli gollerdi."



Aytekin amcayı bulmuşken ona eski takım arkadaşlarını da sorduk. Kaptan Ayfer'i, Behzat Çınar'ı, Mahmut Evren'i, Tuncay Işıtan'ı, Aydın Yelken'i, Necdet Tunca'yı ve tabii ki Kaleci Varol'u. Çoğunlukla Ayfer kaptanı anlattı. "Onun üzerine bir futbolcu daha gelmedi" dedi. O yıllardaki arkadaşlığın kuvvetli olduğunu biliyordum. Bazı futbolcular ayrılmaz ikili şimdinin deyimiyle kankaydı. Örneğin, o devirlerde Altay'da İsmail Zeyrek ve rahmetli Zinnur Sarı kamplarda aynı odayı paylaşırdı. Mithat ve Mustafa Denizli, Ali Rıza Şenol ve Varol Ürkmez çok iyi arkadaştı. Aytekin amcayla da kaptan Ayfer'in çok iyi arkadaş olduğu söylediklerinden anlaşılıyordu. Ona bir de Mustafa Denizli'yi sordum.

- Çok korudum ve kolladım onu. Gençti, yeni A takıma girmişti. Maç ve antrenmanların dışında da hep yanında olmaya çalıştım, destekledim. Beraberce sinemaya giderdik, Alsancak'ta dolaşırdık. Sonradan ünlü çok ünlü oldu. Fakat geçen senelerde Ayvalık'a geldiği halde beni bir ziyaret bile etmedi.
- Peki ya kaleci Varol?
- Varol Altay'ın vitriniydi. Alemci bir adamdı. Orada burada hep hanım arkadaşları vardı. Bir keresinde bizim sürekli gittiğimiz lokantaya yanında o devrin ünlü bir oyuncusuyla gelmişti. Biz tabii utangaçız, kadın öyle bir oturmuş ki bacakları görünüyor. Biz kafamızı başka tarafa çeviriyoruz bakmamaya çalışıyoruz. Varol kadının kulağına bir şeyler söyledi, biz zannettik biraz toparlanacak, ama nerde bu sefer inat için neredeyse beline kadar sıyırıp öyle oturdu.
- Nasıldı kaleciliği?
- Çok iyiydi, Beşiktaş'tan gelmişti bize zaten ünlüydü. İnanılmaz refleksleri vardı. Kaleye hakimdi, top nereden gelirse gelsin rahat rahat her tarafa yetişirdi.
- Peki daha daha anlatacak bir şeylerin var mı.

Aytekin amca bundan sonra bir kaç anekdot daha aktardı. "Sakın yazma bunları gerek yok" dedi. Ben de onun arzusuna uyarak yazmıyorum. Fakat bu kısımı bitirirken o devirde yaşananlarla ilgili bir cümlesini aktarmadan edemeyeceğim.

- Rıdvan bey genel kaptandı. Kulüpte ne oluyor bitiyor mutlaka öğrenir ona göre tedbir alırdı. Ondan habersiz kuş uçmazdı. Birileri ona durumu söylemiş hemen soyunma odasına geldi. 'Tanzer ikinci yarı kaleye sen geçeceksin' dedi. Antrenör falan kimi zaman ikinci planda kalır, çıkacak takımı bile Rıdvan bey yazardı. Öyle hakim karakterli bir yöneticiydi ki kimsenin gözünün yaşına bakmazdı.


Bir müddet sonra Uğur abi tekrar görüşmek üzere yanımızdan ayrıldı. Bu kez onun oturduğu sandalyede Tamer Kanböre vardı. Tamer'le biz ilkokul, ortaokul ve lisede beraberdik. Bizden bir sınıf alttaydı. Zaten çarşının aşina olduğu tiplerdendi Tamer Kanböre. Eskiden onların dükkanının biraz ilerisinde bir berber vardı. Alsancak ortaokulunda okurken müdür yardımcısı ve müzik öğretmeni Yıldırım Aytaç birgün saç kontrolü yapmış ve 20-25 kişiyi berbere yollamıştı. Bizim gibi o civarda oturanlar da Tamerlerin dükkanının yanındaki berbere gitmiştik. Bir anda bir sürü ortaokul öğrencisini karşısında gören berber şaşırmıştı.



Sohbetin geri kalan bölümünde Aytekin amca merak ettiğimiz birçok ilginç olayı anlattı:

- Neden futbolu erken bıraktın Aytekin amca?
- 27 yaşında bıraktım ben. Seyircinin biri küfür etti. Şimdiye kadar kimse bana küfür etmemişti. Öyle galiz bir küfür değildi ama yine de kızdım bıraktım. Benden bu kadar dedim. Daha sonra o zamanın Karşıyaka yöneticisi Arif Dökel çok ısrar etti. 2 ay oynarım fazla oynamam dedim, kabul etti. Bir süre orada oynadım.
- Büyük takımlardan isteyenler oluyor muydu?
- Göztepe önüme çok para döktü ama gitmedim. İstanbul takımları da öyle. Ama ben Altaylıyım, oğluma da Altay ismini verdim. 1959-1970 arası Altay'daydım. Başka takımda oynayamazdım ben. Zaten o yüzden Karşıyaka macerası çok kısa sürdü.

Aytekin amca oğluna Altay adını vermişti. Bu Altay'a gönülden bağlı bir çok insanda görülen bir durumdu. Geçen hafta Güngören maçından sonra uzun uzun konuştuğumuz geçen kongrenin başkan adayı Ömer Hızlıok'un oğlunun ismi de sanırım Altay'dı.

Aytekin amcayı hazır bulmuşken onun yedeği olan ve oyun stili ona çok benzeyen Metin Kurt'u sordum. Pek herkesi beğenmeyen Aytekin amca onun hakkında çok övücü şeyler söyledi.

- Çok efendi ve saygılı bir çocuktu. Benim gibi çok hareketliydi. O zamanlarda da çok kitap okurdu. Sonradan duyduk Galatasaray'dayken futbolcular için sendika falan kurmaya çalıştı.

Zaman ilerliyordu. Aytekin amcanın başka bir arkadaşına daha uğraması lazımdı. Önce Tayyar abi daha sonra da Tamer Kanböre'nin "seni biz bırakalım" ısrarlarına kulak asmadı. "Kendim giderim, yolumu bulurum" dedi. Tek tek hepimize sarıldı elini yine kimseye öptürmedi Aytekin amca.

Aytekin amca gittikten sonra, Ayhan Önder geldi. Sohbete yetişememişti. Biraz daha oturup Tamer Kanböre ile kulübün son durumunu konuştuk. Bu arada basketbol takımın güzel formaları geldi onları da gördük. Tamer takımla Gaziantep'e gideceği için bir süre sonra müsade istedi. Biz de biraz sonra her zaman ki mekanımız olan Sardunyas'a yollandık.

121'e binmek üzere otobüs durağına giderken düşündüm:

İyi ki Altaylıyım. Bu güzel insanları tanıdım. Yıllar sonra eski okul arkadaşlarımı Altay sayesinde tekrar buldum. Epey zaman geçmişti, saçlarımız ağarmış ve haliyle biraz da göbeklenmiştik. Fakat lise çağlarında Altay'ı nasıl seviyorsak ona olan sevgimiz hiç azalmamıştı. Hatta daha artıp patolojik bir hale gelmişti. İyi ki Altay'a gönül vermişim.

Ey Kıbrıs Şehitleri Caddesi, haberin var mı? 40 yıl sonra buradan yine Woswos Aytekin geçti.


Bu güzel söyleşi için Orhan Berent'e teşekkür ederiz.
 



6 yorum 1918 tekil okunma
    Bu habere toplam 6 yorum yapılmıştır.
    Yorum yazabilmek ve okuyabilmek için üye girişi yapınız.